Blog & Haberler

Cep Harçlığınızı Çıkarın

Eğer biraz da olsa bana benziyorsanız çok fazla kişisel fotoğraflar çekiyorsunuzdur. İş için çektiğim fotoğrafları kenara koyarsak, eğer dışarda bir yerdeysem – yeni bir yeri keşfederken, köpeği gezdirirken, bir şehir turunda ya da arkadaşlarla, ailemle geçen bir günde – neredeyse her zaman öyle ya da böyle kameram yanımdadır. Kamerasız olduğumda bile telefonumla sürekli kompozisyonlar oluşturup ilginç görüntüler yakalarım. Neyle çekersem çekeyim çoğu zaman ortalama bir günde çekim anında gerçek amacına hizmet etmeyen düzinelerce görüntü çekerim. Ben görüntüleri kaydetme ve yakalamanın hazzıyla çekim yaparım – çekim yapmakla harcadığım zaman asla boşa harcanmış zaman değildir. Ama bunun gibi fotoğrafları çektiğim zaman gerçekten nerde bitmesi gerektiği konusunda çok düşünmüyorum. Tabi ki en iyilerinden bazılarını sosyal medyada yayınlayabilir ya da daha kişisel ve önemli olanları bastırabilir ve bir albüme koyabilirim ama fotoğraflarımın çoğunlukla büyük bir yüzdesi ertesi güne hazırlık yaparken hafıza kartını boşalttığımdan beri dokunulmamış olarak durur.

Bu tür bir dijital israfla asla gerçekten rahat değildim, bu yüzden orada kullanılmadan durmalarına izin vermektense biraz zaman ve çabayla onları bir mikrostok websitesine yükleyebileceğimi düşündüm. Eğer hiçbiri satılmasaydı biraz zaman haricinde kaybedecek birşeyim olmayacaktı ama eğer satarsam para kazanacaktım, en fazla ne kaybedebilirdim ki?

‘’Mikrostok hareketine lanet eden birçok profesyonel stok fotoğrafçısıyla karşılaşabilirsiniz ve nedenini de anlayabiliyorum- stok fotoğraf bolluğu, çok küçük paralar karşılığı mevcut oluşu, sadece fotoğraf satarak milyonlar kazanan profesyonel stok fotoğrafçıların günlerini ortadan kaldırdı. Bununla beraber Joe’nun baktığı yerden bakarsak, mikrostok ajanslar fotoğraflarınızı daha önce keşfetmeyen insanlar ya da markalar tarafından satın alınmasını mümkün kılıyor.

Bir günümü bu göreve ayırarak, Lightroom kitaplığını açtım ve gerilere giderek, alıcılara hitap edebilecek her görüntüyü işaretledim. Fotoğraflarıma, kontrast, renk ve bir parça keskinlik ekledim ama olduklarından farklı bir hale getirmedim. Ya oldukları gibi satın alın ya da hiç almayın. Görüntülerimi Getty imagesla bağlantılı olan fotoğraf temelli bir sosyal medya ağı olan EyeEm’e yüklemeye karar verdim. Neden mi EyeEm’i seçtim? Tek nedeni websitesinin kullanımın kolay olmasıydı, seçim süreçleri daha hoşgörülüydü ve diğer fotoğrafçıların düzenli satışlar yaptıklarını biliyordum Günün sonunda, seçmekten, yüklemekten ve anahtar kelime girmekten bıkmıştım ancak işin çoğunu yapmıştım- 400 görüntü online ve gerekli işlemler tamamlanmıştı ve yapmam gereken tek şey geriye yaslanmak ve paraların gelmesini beklemekti.

Elbette ki bu haftalarca olmadı. Ama sonra fotoğraflarımdan birinin satın alındığına dair bir mesaj aldım- 6 dolar bankadaydı. Bu sembolik bir tutardı ama çoktan çektiğim fotoğraflar için bedavadan para kazanmak iyi hissettiriyordu. Birkaç gün sonra başka bir satış ve başka bir tane ve sonra biri için 95 dolar. İkinci ayın sonunda çekimlerimden birkaç yüz pound kazandım – yeni bir objektif almama çok az kalmıştı.

Daha fazla görüntü yükledim ve kameramla dışarı çıktığım zaman iyi stok tipi çekimler yapmaya başladım. Diğer stok sitelerinde nelerin sattığına baktım ve satabileceğim tipte çekimler yaptım. Bütün zamanımı özellikle stok fotoğrafları çekmeye adamamıştım ama her şehir turu, kafede bir fincan kahve, şehrin sokakları hatta çarpıcı bir manzaraya bakan karımın arkadan görüntüsü kafamda potansiyel bir satış oluyordu.

Eğer mikrostok fotoğrafçılığı henüz denemediyseniz, denemeniz için yalvarıyorum. Çok az para kazanmayı bir yana koyarsak, neyi çekeceğinize dair bir fikir ararken yaratıcılığınızı keşfetmek mükemmel hissettiriyor. Bu işte iyi olun ve her zaman kazanılacak bir cep harçlığı vardır – fotoğrafçılık pahalı bir hobi bu yüzden yeni büyük bir yatırıma ya da kameranızla çıkacağınız bir seyahate giden yolda kazanacağınız her kuruş işe yarar.